17 Nisan 2014 Perşembe

Varoluşsal hezeyan, sorgular, ontolojik açılımlar (Dikkat inşaat var!)

Dün gece Gaia'yı düşündüm. Tıpkı çok çok çook önceleri Pan'ı düşündüğüm gibi... Çingene kızını düşündüm sonra, zazieyi; pasaklıyı, bizim gontesi, pasakligontesi :)

En iyisi mitolojiden başlamak. Aradım taradım hissiyatı açıklama telaşıyla...

Behçet Necatigil "100 Soruda Mitologya" adlı eserinde şöyle tanımlamış Panı "Dağlık Arkadia'da küçükbaş hayvanların, çobanların tanrısı. Keçi ayaklı Pan, Hermes'in oğludur. Tanrıların, çokluk insan kılığında değil de hayvan kılığında düşünüldüğü ilk zamanlarda Pan da keçi kafalıydı; sonradan bu keçi kafasından sadece boynuzlar ve sakal alıkonarak, yüzü insan yüzü oldu." Burada Hermes'in çevirmenlerin tanrısı olduğunu bile hatırlatmama bile gerek yok :)

17 Kasım 2013 Pazar

İşte ben :) (FR)

Ormanda yürüyüşün başlangıcı niyetine... (Manifesto)

Dağılacağım ve dağılıp tüm parçaları bir bakışta birleştirme çabasıyla kalbin derinliklerine salınacağım. İçimdeki ormanın gerçek hayatta bedenle, zamanla ve mekanla ve imkanlarla sınırlı başsız, sonsuz ve dipsiz patikalarına, kuyularına, en kuytularına uzanan. En güvende hissettiğim yer; belki en tekinsiz; en bildiğim, en bilemediğim belki. Ruhum..

Bir orman düşle ki koskoca, uyumlu ya da uyumsuz işleyen, asi ya da itaatkar bütün bir uzay. Senin için küçük belki anlamsız ve sıradan... Benim için koskoca birşey; öyle düşün! 
İçimdeki ormana dokunmak ve uzaya bakmak için belki..