19 Kasım 2011 Cumartesi

Çıtır Çıtır Felsefe Dizisinin 20. Kitabı "Söz ve Sessizlik"


 Çıtır çıtır!


"Brigitte Labbé, tüm dünyada sevilen “Çıtır Çıtır Felsefe” dizisinin ülkemizde yayımlanan 20. kitabında, okurlarını, düşünceyi ve iletişimi biçimleyen, insanı ve kişiliğini en doğrudan yansıtan “söz” kavramı üzerine düşünmeye davet ediyor." Devamını okumak için tıklayın

10 Kasım 2011 Perşembe

Miyazaki


"Miyazaki, de la salle à la librairie"
Nausicaa'nın BD'si çıkmış.
Konuyla ilgili blog haberine bağlanmak için tıklayın!!

5 Kasım 2011 Cumartesi

Eski bir şiir

Biz bağırdık karanlığa,
iz düştü aylardan geceye
Yalnız iz,
enler geldi bilinmez uzaklardan,
gözlerimde hüzün,
döktü yaşlarım tane tane toz toprak yollara
gelecek kopardı beni benden
düşledim seni...
kulağıma yapıştı nefesleri o bitmek bilmez gecelerin
Ağladım...

 Sardım sarmaladım seni çepeçevre
sessizlik minnetlere boğuldu,
dökülüyorum tellerden, nefeslerden
Sıyrıldım bütün dallardan
savrulurken rüzgarlarında sonbaharın
Bıraktın mı ki seni bana
kendi kendine sordun mu yalnızlığı hiç
Sensiz işaretler uçuştu yüreğimde!
Gördüm.


26.02.2002- Zazi- Dünyada bir yer

Ekolojik Okuryazarlık Eğitimi

 Buğday Derneğinin sayfasında rastladığım yazının içeriği şöyle: 
 
TEMA Vakfı'nın Milli Eğitim Bakanlığı işbirliğiyle gerçekleştireceği ''Ekolojik Okuryazarlık Eğitimi'' kapsamında öğretmenlere, toprak etiği, erozyon ile mücadele gibi birçok alanda çevre eğitimi verilecek.

Proje ile verilecek eğitimlerle 4 yılda 81 ilden 400 eğitici öğretmen ''ekolojik okuryazar'' olacak...
 (...) ''Doğada her şey birbirine bağlıdır, her şey bir yere gider, hiçbir şey sonsuz değildir ve son sözü doğa söyler'' diyen Ekremoğlu, eğitime katılacak öğretmenlerle bu ilkelerin günlük yaşamdaki yerini ve bu ilkelerle uyumlu yaşamın Türkiye ve dünyadaki örneklerini ele alacaklarını anlattı.
Mukadder Ekremoğlu, proje kapsamında ilk olarak Türkiye'nin çeşitli illerinden seçilen 85 öğretmene, eylül ayında Yalova'da 2 haftalık eğitim verildiği belirterek, proje kapsamında eğitimlerin ilerleyen tarihlerde devam edeceğini sözlerine ekledi.

4 Kasım 2011 Cuma

BİLİM SOSYOLOJİSİ İNCELEMELERİ

Temel Yaklaşımlar, Kavramlar ve Tartışmalar

Genel olarak bilim sosyolojisi literatüründe üç gelenekten söz edilebilir. İlki; bilimsel doğruluk ve geçerlik kriterlerinin hiçbir tarihsel-sosyal kökene bağlanamayacağını savunan; ve dolayısıyla, bilim topluluğunun 'kendine has' normlara sahip, 'özgür' birey araştırmacılardan oluşan 'özel türden' bir topluluk olduğunu iddia eden pozitivist bilim sosyolojisi yaklaşımlarıdır.

Bunun tam karşısında, bilim topluluğunun ve bilimsel eğitimin katı hiyerarşik yapısına, bilimsel bilginin konvansiyonel karakterine odaklanarak bilim topluluğunu egzotik bir kabileye çeviren konvansiyonalist / rölativist gelenekler yer alır. Bilim etkinliğini akademi içine kilitleyip orada soruşturan bu her iki geleneğe karşı, Marksçı-eleştirel gelenek ise, bilim etkinliğini genel toplumsal süreçlerle bağlantıya sokan kurumsal, politik ve normatif ilişkiler üzerine yoğunlaşır.

Rölativist geleneğin ülkemizdeki temsilcileri açısından ise, pozitivizm eleştirisi temelinde yorumcu ve post-pozitivist anlayışlarla temasa geçme ve empirik araştırmaya dönük bir önyargıya teslim olma durumu sözkonusudur.
Ülkemizdeki rölativistler, sosyolojik pozitivizmle özdeşleştirdikleri saha araştırmasına karşı öğrenilmiş bir küçümsemeyi yaratarak ve yayarak, “felsefe yapma” kaygısına düşmüş ve kendilerini bir tür sosyal felsefeci olarak konumlandırmışlardır.

Oysa ki Batı'da deneyimlenen, normatif bir perspektife ve daha genel toplumsal-felsefî ilgilere doğru çifte hareket, Türkiye gerçekleriyle uygun bir biçimde değerlendirildiği noktada, verimli imkânlar sunar.
Zira bu yönelim, alandaki sorunların kaynağı olduğunu gördüğümüz dar-politik güzergâhlardan bizleri kurtararak, akademinin gerçek anlamıyla politik bir biçimde, yani salt söylemsel düzlemde değil ama aynı zamanda diğer sosyal kurum ve yapılarla, diğer sosyal sömürü ve tahakküm mekanizmalarıyla ilişkisi içersinde, kurumsal ve yapısal olarak analiz edilebilmesini sağlayacaktır.

Böylesi bir yaklaşım, self-refleksif bilinci tüm bilim sahalarına yaymaya yönelik adımlara yol açtığı noktada, yerlerde tek melenen bilim tabelalarının yerli yerine asılmasını sağlayacak ve ülke gerçeğinde önemli roller oynama potansiyeline sahip özgür leşimci bir bilim pratiğini mümkün kılacaktır.

Editörler:
Bekir Balkız & Vefa Saygın Öğütle

Çevirenler
Barış Yıldırım, Bekir Balkız, Beno Kuryel, Dilek Hattatoğlu, Emrah Göker,
Eren Buğlalılar, Erhan Işıklar Kemal İnal, Ümit Tatlıcan, Vefa Saygın Öğütle

hhttp://dogubati.com/kitaplar/sosyoloji/139-bilim-sosyolojisi-incelemeleri.html

Memleket İsterim!

"Farklılıklarını yaşatabilen bir Türkiye! Samimiyetle sarılan bir Türkiye, İnsan olduğu için!"
Bejan Matur'un "Memleket İsterim" konuşması. Etkileyici, çarpıcı, dokunaklı, bilgece! Yüreğine sağlık.

http://www.youtube.com/watch?v=e8ZKtbIwuL4
 -------------------------------------------------------------------------------------------
Kendisiyle yapılan söyleşiden alıntı:
Mehmet Sebatlı: Şiirlerinizde yol, göç, uzaklar ve yitiriş, en çok dikkat çeken imgelemeler. Yerleşik hiçbir şey yok gibi. Sahip olmak mı üretir, yoksun ve yerleşik olmamak mı?

Bejan Matur: İnsana hayal kurduran, ona tutku yaşatan sahip olmadıklarıdır. Macera biriktirmek istiyorsanız yola çıkmanız gerekir. Bundan sadece fiziki yolculuğu değil, iç yolculuğu da kastediyorum. İnsan köyünden hiç ayrılmadan da tüm evreni algılayabilir. Bu anlamda felsefi düzeyde kullanıyorum göçü de, yerleşik olmamayı da. İnsanın dünyadaki gel-geç varlığına bir yorum getirebildiği ölçüde fikirler ilgimi çekiyor. Statüko bu anlamda insanın arayışını gölgeler. Ruhu kısırlaştırır. Trajedya kahramanını ilginç ve zengin kılan arada oluğudur.

Devamı için: http://www.ayrinti.net/index.php?option=com_content&task=view&id=590&Itemid=50

Je reviendrai à Montréal!

Çok güzel bir parça benim için 1990'lardan aklımda kalan!

 http://www.youtube.com/watch?v=lZAaEZAzGf0